
26 Şubat 2026 14:12
Hocalı Soykırımı’nın yıl dönümü vesilesiyle TRT Avaz’a konuşan Azerbaycanlı siyaset bilimci ve akademisyen Dr. Sabir Şahtahtı, 26 Şubat 1992 gecesi yaşanan trajedinin sadece Azerbaycan’ın değil, insanlık tarihinin en karanlık suçlarından biri olduğunu vurguladı.
Dr. Şahtahtı, Hocalı’da yaşananların hukuki, siyasi ve insani boyutlarını çarpıcı gerçeklerle ortaya koydu.
20. Yüzyılın En Korkunç Savaş Suçu
Dr. Sabir Şahtahtı, Ermeni güçlerinin Rus 366. Motorlu Piyade Tümeni desteğiyle gerçekleştirdiği katliamın, uluslararası hukukun modern dünyanın gözleri önünde paspas edilmesi olduğunu belirtti. Şehir yerle bir edilirken kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı gözetilmediğini hatırlatan akademisyen, işkence edilen esirlerin ve tahrip edilen cesetlerin "Ermeni faşizminin" gerçek yüzünü yansıttığını ifade etti:
“En korkunç olanı ise, insan haklarıyla ilgili tüm uluslararası sözleşmeler ve uluslararası hukuk normlarının modern dünya toplumunun gözleri önünde ihlal edilmiş olmasıdır.”
Hocali trajedisi sırasında, masum insanlara merhamet gösterilmemesi, tutsaklara acımasızca işkence yapılması ve cesetlerin tahrip edilmesi gibi insanlık dışı eylemlerin gerçekleştirilmiş olması tamamen muharebe cinayetleridir.
“Özellikle belirtmek isterim ki, Türk medya kuruluşlarının Hocali soykırımı hakkındaki acı gerçekleri dünya kamuoyuna aktarma faaliyetleri emsalsizdir.”
Kayıpların Bilançosu: 210 Kişi Hala Haber Bekliyor
Hocali soykırımı sırasında kayıp olarak kaydedilen 210 kişi bulunmaktadır. Bunlardan 168'i sivil, 42'si askerdir. Siviller arasında 38 çocuk (23 erkek, 15 kız), 57 kadın (15 yaşlı kadın, 30 yaşlı erkek) bulunmaktadır. Kayıp 210 kişiden 95'i işgal sırasında esir alındı ve rehin tutuldu.
“Uluslararası toplumun yanı sıra siyasi ve bilimsel çevrelerin Azerbaycan'ın maruz kaldığı işgale, Hocali soykırımı da dahil olmak üzere, sergilediği çifte standartın, dünyada adaletin yerine güç faktörünün galip gelmesinin temel nedenlerinden biri olduğunu tereddütsüz savunabiliriz” diye Dr. Şahtahtı vurguladı.
Toplu mezarların bulunmasıyla gerçeklerin inkar edilemez bir noktaya ulaştığını belirten Şahtahtı, Hocalı trajedisinin doğrulanmış rakamlarla Türkiye'ye yönelik sözde soykırım iddialarını da çürüttüğünü vurguladı.
Kişisel Bir Dram: Natig ve Selbi Teyze'nin Hikayesi
Konuşmasında insani dramlara da yer veren Dr. Şahtahtı, öğrenci arkadaşı Natig Guliyev’in hikayesini anlattı.
“Hocali'den tanıştığım ilk kişi sevgili öğrenci arkadaşım Natig Valiyyeddin oğlu Guliyev'di. 1991 yazında, Şuşa'nın savunması için yaklaşık 50 öğrenci arkadaşımızla birlikte organize bir şekilde güzel Şuşa'ya gittik. Şuşa'dan döndükten kısa bir süre sonra Natig, Hocali'nin savunması için memleketine ve ailesine döndü ve o günden beri ondan haber alınamadı. Oğlu için ağlamaktan görme yetisini kaybeden annesi Selbi Teyze, Hocali'nin kurtuluşundan sonra toplu mezarların bulunması haberini kaldıramadı. Her zaman bir gün DNA testi için çağrılacağından ve oğlunun cesedinin bulunduğu haberini duyacağından korkuyordu. Bu korku, bu acı zavallı kadını alt üst etti ve onu da beraberinde götürdü”.
Uluslararası Arenada Adalet Arayışı: "Hocalı İçin Adalet!"
Haydar Aliyev Vakfı Başkan Yardımcısı Leyla Aliyeva tarafından 2008’de başlatılan kampanyanın önemine değinen Şahtahtı, kendi bilimsel çalışmalarından da bahsetti. “Sahte Büyük Ermenistan: Gerçekler ve Kanıtlar” ve “Ölüm Özlemi” gibi eserleriyle bu soykırımı dünyaya anlatmaya devam ettiğini belirtti.
Araştırmacı-yazar olarak, Azerbaycan devlet ideolojisi, Türk dünyasının milli birliği ve Hocalı soykırımı her zaman Şahtahtı çalışmalarının ana teması olmuştur. Bilimsel çalışmaları olan “Sahte Büyük Ermenistan: Gerçekler ve Kanıtlar” (Azerbaycanca, Türkçe, Farsça, İngilizce ve Rusça), “Soykırımdan Hocali'ye…”, “Diriltilmeyen Acı - Hocali”, “Ermeni Kurgularından Doğan İnsanlık Suçları: Dün ve Bugün” adlı eserlerimde Hocali soykırımının tüm özünü anlatmayı başarmıştır.
“Umutların İzinde” adlı polisiye romanım, tanınmış yazarlar Şamil Sadiq ve Muşfig Han ile birlikte yazdığı “Khazal Oldu Khojalyin Khazangul” adlı siyasi-tarihsel eserden uyarlanmıştır. Hocali soykırımının dehşetini yansıtan “Ölüm Özlemi” adlı oyun, Azerbaycan Erivan Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenmiş ve Azerbaycanın devlet televizyonu AzTv-də birkaç kez yayınlanmıştır.
Türk medyasının bu süreçteki rolünü "emsalsiz" olarak nitelendiren akademisyen, Hocalı’nın dünyada ilk kez 2005 yılında Ankara’da bir yerel meclis tarafından soykırım olarak tanındığını hatırlattı.
Sonuç: Hocalı’ya Dönüş, Milli Onurun İadesidir
24 Şubat 1994'te, ulusal lider Haydar Aliyev'in girişimiyle Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi, "Hocali Soykırımı Günü" kararı alarak bu katliamın gerçek doğasını BM'ye ve dünya devletlerine açıklamış ve uluslararası toplumu Ermeni terörizmine karşı etkili önlemler almaya çağırmıştır.
Dr. Sabir Şahtahtı, Ermenistan ile yürütülen normalleşme süreçlerinde "Hocalı hassasiyetinin" vazgeçilmez bir kırmızı çizgi olduğunu bir kez daha hatırlatıyor:
“Şu anda Azerbaycan-Ermenistan ve Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleştirilmesi konusunda görüşmeler sürüyor. Böyle bir durumda, Hocalı soykırımına yaklaşım özel bir hassasiyet gerektiriyor. Bunun temel nedeni, Hocalı soykırımının bir insanlık suçu olarak kan hafızasında korunması gerektiğidir. Yaşadığımız bu acımasız acının bir daha yaşanmaması sadece bizim arzumuz değil, aynı zamanda böyle bir riske izin vermemek de ulusal görevimizdir. Bu trajedinin gerçeğini hafızada korumak, “Ermeni milliyetçiliği” adı altında yayılan intikamcılığı durdurmak için de önemlidir”.
Zafere Giden Yol Hocalı’nın Acısından Geçti
Otuz yıl sonra - 26 Şubat 2024'te Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Hocali şehrinde Hocali Soykırımı Anıtı'nın temel taşını atmış ve bölgesel toplum temsilcileriyle bir araya gelmiş. Anıt temelinin sembolik önemine vurgu yapan Dr. Şahtahtı, mesajını şu sözlerle tamamladı:
"Hocalı'yı unutmamak, sadece bir yas değil; barış çağrısı ve Türk dünyasının birliğini koruma görevidir."
Anahtar Kelimeler: Hocalı Soykırımı, Sabir Şahtahtı,