
24 Haziran 2026 11:03
Afrika kıtasının ortasında, Çad'ın tarihi Abeşe kentinde yaşayan ve kökenlerini asırlar önce bölgeye gelen Osmanlı subayları ile tüccarlarına dayandıran "Türkay" topluluğu, Fransız sömürge döneminin tüm unutturma çabalarına rağmen kültürel kimliğini korumayı başardı.
Bugün yaklaşık 48 aile ve 200 kişiden oluşan bu Türk topluluğu, kökleriyle bağlarını daha da güçlendirmek için Türkiye’ye çağrıda bulunuyor.
350 Yıllık Köklü Tarih ve "Türk Bahçesi"
Çad ile Türkiye arasındaki ilişkiler 1600'lü yıllara, Müslüman Vaday Sultanlığı dönemine kadar uzanıyor.
Osmanlı Devleti, 1850-1900 yılları arasında bölgedeki Müslüman halkı Fransız sömürgeciliğine karşı korumak ve modern savaş yöntemlerini öğretmek amacıyla Abeşe'ye askeri birlikler gönderdi.
Görevleri bittiğinde çölü yeniden geçmek istemeyen 8 Osmanlı askeri, Abeşe Sultanı'nın kendilerine tahsis ettiği araziye yerleşerek tarım ve bahçecilikle uğraştı.
Trablusgarp’tan getirdikleri üzüm asmaları ve meyvelerle çölün ortasında yemyeşil bir vaha oluşturan bu alan, Abeşe Belediyesi kayıtlarında "Türk Bahçesi Mahallesi" olarak geçiyor.
Sömürge Dönemi Unutturamadı: 29 Ekim ve Mercimek Çorbası Geleneği
Beşinci kuşağı temsil eden Osmanlı torunlarından Muhammed Ahmet Yusuf Türkay, sömürge döneminde Osmanlı izlerinin silinmeye çalışıldığını ancak geleneklerini nesilden nesile aktardıklarını belirtti.
Türkay, topluluğun yaşamına dair şu çarpıcı detayları paylaştı:
"Burada bir Türk ailesinden biri vefat ettiğinde sadece Türk ailelerine ait özel mezarlığa defnediliyor. Ayrıca her yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı kendi imkanlarımızla gururla kutluyoruz. Yemek kültürümüzde ise Çad genelinde hiç çorba geleneği olmamasına rağmen, biz atalarımızdan gördüğümüz mercimek çorbasını hala soframızdan eksik etmiyoruz."
TİKA ve STK Projeleriyle Yeniden Oluşturulan Köprü
Türkiye'nin 2013'te Encemine Büyükelçiliğini, 2015'te ise TİKA Ofisi'ni açmasıyla unutulan bu topluluk yeniden gün yüzüne çıktı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı 2017’deki Çad ziyaretinde Türkay ailesi, havalimanında "Çad'daki eviniz Türk Bahçesi'ne hoş geldiniz" pankartıyla karşılamıştı.
TİKA'nın bölgede hayat verdiği restorasyon projeleri:
Abeşe'de bulunan 8 Osmanlı askerinin kabirleri bulunarak etrafı koruma altına alındı ve kitabeleri yerleştirildi.
Mahallenin merkezine bir çeşme, Abeşe'nin ilk camisi olan Atik Mescidi'nin önüne ise Osmanlı mimarisine uygun bir şadırvan ve güneş enerjili su deposu inşa edildi.
En Büyük Hayalleri: Türkçe Öğrenmek ve İstanbul'u Görmek
Uzun yıllar tecrit altında kaldıkları için ana dillerini unuttuklarını belirten aile fertleri, Türkiye'den en büyük beklentilerinin eğitim alanında olduğunu vurguluyor.
Kendilerini Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini söyleyen Muhammed Ahmet Yusuf Türkay, "Biz de Türk'üz ancak Türkçe bilmiyoruz. Öncelikle bölgemizde bir dil okulu açılmasını ve Türkçe öğrenmeyi istiyoruz. Dedelerimizin geldiği toprakları, özellikle İstanbul'u görmeyi çok merak ediyoruz. En büyük arzularımızdan biri de Türk vatandaşlığı alabilmek." dedi.
Prof. Dr. Ahmet Kavas: "Fransızlar Hafızayı Silmek İstedi"
Türkiye'nin ilk Encemine Büyükelçisi ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Kavas, ailenin sömürge döneminde çok büyük trajediler yaşadığına dikkat çekti.
Manisa asıllı olduğu tahmin edilen Mehmet Bey'in işgal döneminde Fransızlarca hapse atıldığını ve mallarının yağmalandığını aktaran Kavas: "1917'de Abeşe'de Fransız askerlerinin 400 kadar İslam alimini bir bahçede katlettiği ve tarihe 'Satır Yılı' olarak geçen olaydan sonra, bölgedeki Osmanlı adını silecek her türlü teşebbüs yapılmış. Ancak 350 yıllık bu köklü ilişkilerden geriye kalan en canlı ve asil iz, bugün hala dimdik ayakta duran Türkay ailesidir." ifadelerini kullandı.
Anahtar Kelimeler: Afrika kıtasının ortasında Türkay ailesi, Afrika_Çad_Abeşe_Osmanlı subayları_Türkay,